friday inspiration

tgif

May 18th, 2012

“Bir kitap okudum hayatim degisti” buyuk bir laf. Ama ben Japon zen sanati ve hayati basitlestirme hakkinda bir kitap okudum. Objelere gereksiz baglanmanin bizi ne kadar yordugundan bahseden. O gunden beri cok kullanmadigim elime ne gecerse ya atiyorum ya veriyorum. Evet evet ana fikir bu: Artik almiyorum sadece veriyorum. Hayatimin degisik alanlarinda bu kitap sayesinde cok sey degisti. Miss BonBon bile bundan payini aldi, onu da ayrica yazacagim. Ama sunu ogrendim ki hafiflemek sadece kilo vermekle olmuyormus, hafiflemek etrafini hafifletmekle de mumkunmus.

Ayakkabilarimin yarisindan cogunu verdim, dolabimin en az yarisini verdim. Hepsi bir kiliseye gitti, ihtiyaci olanlara. Uzun zamandir kendimi bu kadar iyi hissetmemistim. Banyom da makyaj malzemeleriyle dolup tasiyordu. Oysa ben hep cok az makyaj yaparim..Minik bir cantaya sigacak sekilde en cok kullandiklarimi tuttum, kremler dahil, digerlerinin istasnasiz hepsini attim. Onlarca far hic kullanilmayan, eskimis ojeler, kimbilir hangi kadin dergisinden esinlenerek alinmis gereksiz bir dolu sey..

Gecenin bir yarisi tam uyumadan once tutturdum, ben makyaj cantamdakileri bir videoyla gostermek istiyorum diye. Jean yardim etti. Yorgunluktan konusamiyorum bile videoda ama olsun. Sorumlusu Miss BonBon’dur. Uzman degilim, hosuma gidenleri gosterdim. Buyuk izlemek icin surasi.

Videodaki urunler: La Roche-Posay Hydreane Legere/ L’Oreal Code Jeunesse Lumiere/ BB Cream Garnier/ Studio Mac Fix/ Breezy Cheeks Blush UNE/ DiorSkin Sculpt / Guerlain masacara/ Chanel 71 Fatal/ Chanel 46 Liberte/ Chanel Ombre Duo 10 gris subtil/ L’Oreal superliner

Friday inspiration da eklemez miyim konuyla ilgili. Eklerim.

Biri Lisa Eldridge, hala tanimayan varsa. Ozellikle kendi kendine makyaj yaptigi ogretici videolar, bu nasil bir mucizedir?

Bir digeri de The Gloss, cok hype’mis oyle diyorlar, ben ozellikle su bolumu begeniyorum..

not: Neden insanin sesi kaydedildiginde cok farkli cikiyor? Felaket cikiyor, daha dogrusu? :)

EDIT: Sormak yeni aklima geldi. Sizin kesinlikle atamayacaginiz, hergun kullandiginiz urunler hangileri?

Life

dana stroganoff’ta bir numarayim ama…

May 14th, 2012

Once bunu okumaniz lazim. Sonra geri donun simdiki halime. Aradaki on farki bulun. Bulamazsiniz, cunku fark yok. Anne oldum hala “anne yemekleri” yapamiyorum. Fransiz hayat tarzi da bu durum icin elverisli degil. Neden? Cunku Fransiz’in dolabi bostur, o aksam ne yiyecekse is cikisi alir eve oyle gider. Benim zaten ruhum fransiz..bir markete girip de iki gunluk yiyecek almisligim yoktur.

Bu nedenle her gun is cikisi su sokaktan geciyorum, tamam icim aciliyor renklerden mis gibi kokulardan. Alisveris de yapiyorum. Ama eve giderken ben cicek alirim, bir sise sarap alirim, iki tane avokado alirim, minik frambuazlar bogurtlenler alirim ve sonra eve gelir, aciiiimm acimmmm diye aglarim. Jean makarna yapar. Her gun yerim bikmam. Bikmam saniyordum…

Artik makarna gormek istemiyorum. Iki toplanti arasinda Jamie bana “saglikli ye, saglikli ye bak cok kolay” diyor, ahh Jamie gel sen yap, diyorum.

Allah askina siz ne yiyorsunuz? Ozellikle yorgun argin is cikisinda? Butun tavsiyelere ihtiyacim var. Her aksam yiyecek birsey bulmak niye benim icin bu kadar zor ? Hic olmadi BonBon’un dadisina soyleyecegim kabak+patates puresini uc kisilik hazirlasin..

not: Biraz buyusun bir sonraki asama BonBon’a menu olusturmak. Ah onu dusunemiyorum bile. Ben once kendi sorunumu cozeyim de..

edit: Cok affedersiniz, Jean hep makarna yapmiyormus, hic te bile, Master Chef’mis hafta sonlari..

Life

mayisin ikinci pazari

May 13th, 2012

Bugun senin yasadigin ulkede anneler gunu, benim yasadigim ulkede degil. Bugun ben sana telefon ettim “annecigim, anneler gunun kutlu olsun” diye, bugun babam bana “canim kizim, anneler gunun kutlu olsun” dedi. Bugun pencereden baktim ve duygulandim seni cok ozledigim icin, minik kizim bana bakti gulumsedi. Evden hic cikmadim, bir pazar da boyle gecti.

friday inspiration

TGIF

May 10th, 2012

Baska hayatlar gormek kadar ilham verici birsey yok. Bugunun Friday Inspiration’u bu nedenle hayran oldugum bir site: The Selby. Saatlerce, gunlerce gezinebilirim o evlerde, Londra’dan Paris’e, Sidney’den Tokyo’ya.

Yukardaki fotograf parizyenlerin parizyeni, Ines de la Fressange. Hem kendisini, hem evini, hem de kitabini cok sevdigim icin..

Bonus: Japon bebegim sayesinde birkac gun once kesfettigim bir site. Farkli  hayatlar, ozgun karakterler ve ilham veren fotograflar. O site de burada.

My Paris Guide

Anne oldugunu unutturan oteller

May 9th, 2012

Artik bundan eminim, bir iliski icin en tehlikeli sey bebek. Ikiden uce cikarken kadin-erkek oldugunu unutup yeni rolun anne-baba’ya donusmek o kadar kolay ki. Ondan sonra aski ara ki bulasin. Zaten ne aski, o yorgunluk icinde. Ilk aylar gectikten sonra anladim ki bu durumda en saglikli tepki: Rahatsiz olmak. Olabilmek. O rutinin icinde kaybolmayi redetmek. Tamam bebegin dunyanin 7. harikasi ama iliskinin de o bebek kadar ilgiye ihtiyaci oldugunu kabul etmek. Harekete gecmek.

Benim buldugum bir cozum: hangi sehirde olursan ol, arada bir hayattan kac sevgilinle el ele, dolas turist gibi, eski gunlerdeki gibi, yorgun degilmis gibi, surekli bebeginden bahsetmek istemiyormus gibi. Dun Jean’la yine bunu yaptik. Firsat bu firsat, iki tane cok sevdigim otel tavsiyemi sayfama yazayim dedim. Olur da birileri Paris’e gelir de, romantik kacisi icin otel arar diye. Instagram fotograflarimi kullandim, kusura bakmayin

I- Mama Shelter

Otel seksi, seksi, seksi. Bir uctan bir uca Starck dizaynli, tam hayattan kacis yeri. Yaninda goturmen gerekenler: siyah sade bir elbise, bir cift yuksek topuk, ince coraplar. Kirmizi bir ruj. Parfum. Yeter.

  

Icki olarak Daiquiri love, s’il vous plait, kadinlara. Erkeklere  karabiberli sert bir Caipirinhia. Acikinca bardan kipirdamiyoruz, menu gelsin, oturdugun yuksek tabureden birkac lokma ickilere eslik etsin.

  

Sonra odaya don. Bu kadar luks yeter. Gecir kotunu. Kac otelden. Cunku tam karsida mahalle bari var bira 3 euro. Le Gambetta. Canli muzik dinle sevgiline sarilip yasli amcalarla beraber. Cok keyifli. Sonra kimseye gorunmeden otele geri don. Restoran gorevlisine en sevimli gulumsemeni gostermen lazim cunku odaya servis yok. Ama sen, istedin mi herseyi yapamaz misin? Sonra romantik bir komedi, bebek aglamasiz derin bir uyku ve ertesi sabah hang-over kahvaltisi. Tipki eski gunlerdeki gibi. Oyle degil mi? Oyle. Iste yeniden asiksin ve bebegine kosmak icin sabirsiz. Oh la la.

  

II- Hotel Amour

Su anda bu satirlari Hotel Amour’un cennet bahcesinden yaziyorum. Wi-fi bedava, bir cayla bes saat kal istersen. Bu oteli hem bu yuzden cok seviyorum, hem evime yakin oldugu icin, hem mahallesi cok guzel oldugu icin, hem de…butun odalarini deneyip hepsine ba-yil-di-gim icin.

  

Her odasi ayri bir tasarimcinin elinden cikmis. Trendy, bobo chic diyorlar, kiskirtici diyorum. Masum asiklar Sophie Cale’in yesil romatik odasina, sehvetli french kiss dudaklar kuveti odanin ortasindaki playboy odasina..Butun fotograflar burada.

Voila. Bebekler de bir yana. Bol askli gunler dilerim.

Pratik bilgiler: iki otel de Paris’in pahali otellerinden degil. Mama Shelter Paris’in alternatif mahallesi 20′de, Hotel Amour benim askim 9′da. Bu 9.cu arrondissement hakkinda bir yazi daha yazacagim, her sokaginda ayri cevherler var.

Life

Guzel anlari nasil saklasak

May 6th, 2012

Gunler geciyor, fotograflar birikiyor telefonumda, bilgisayarimda. Kac binleri gecti artik saymiyorum ozellikle BonBon’dan sonra. O kadar coklar ki bazen bezdiriyor bu durum beni. Siz hala bastiriyor musunuz fotograflarinizi? Ben cok uzun zamandir alisilmis sekilde bastirmadim cunku bastirilmis fotograflari da nasil saklayacagimi bilmiyorum. Albumlere yerlestirmek? Aslinda en mantiklisi. Ama o kadar cok var ki hangi birini secip hangi birini bastirip yerlestireyim albume, dusuncesi bile yoruyor..

Buldugum bir basit cozum su: Social Print Shop. Instagram fotograflarinizi size minik bloknotlar seklinde basiyorlar. Kalite tabii ki muhtesem degil ama olsun en azindan en sevdiginiz fotograflar pratik bir sekilde elinizin altinda oluyor. Fiyatlari da gayet uygun, 100 fotograf 12 dolar

  
Digeri de Jean’in bana surpriziydi ilk defa o zaman yakindan inceleyebildim, fotograflari kitap haline getirmek. O iTunes uzerinden yapmis ama bir cok site var bunu yapan. Fotograf kalitesi cok guzel, sert kapakli kocaman bir album. Icine yazilar yazmak da mumkun..

  
Bir de benim cok sevdigim baska bir site var, adi Moo. Akliniza gelen herseyi en sevimli haliyle basiyorlar. Cikartma olarak, minik kartlar, kart postallar, kartvizitler. Tek yapmak gereken siteye fotograf yuklemek. Ben oradan rengarenk minik kartvizitler bastirdim, cok memnun kaldim. Yakinda minik kusun birkac fotografini sticker olarak bastiracagim..

Ahh pazartesi. Haydi bu yeni hafta hepimize guzel fotograflar getirsin.

friday inspiration

TGIF

May 4th, 2012

Onun adi Fred. Parmaklari sihirli. Paris’teki her kadinin fantezisi onu bir sekilde eve atmak.
Neden mi ?

Bu yuzden veya su yuzden, belki de o yuzden.

Cut by fred

New Mama

genc kadin’lik durumlari

May 3rd, 2012

Kasim 2005: Babysitter’lik yapmistim Paris’te, bebegin adi Theo’ydu. Birkac saat geciriyorduk her hafta. Halimi su yazinin ilk cumlesiyle ozetlemistim. Simdi o cumleyi yazan genc kiza buradan el sallamak istiyorum. Ahh canim, cok mu yorulmus, etrafina bilge tavsiyeler vermissin?

Kasim 2009: Gunlugunu karistirirken ne buldum. Hatirliyor musun bu yazdigin satirlari? Tik tik tik tik atan biyolojik saatinin ilk alarmini ?

Kasim 2011: Hayatin degismis, bebegin dogmus, 1 haftalik anne olmussun. Sustu icindeki saatin tik tik’lari, basladi disardaki minigin cigliklari. Haydi kolay gelsin.

Mayis 2012: Cok mutlusun. Ama bazi geceler tek gorevin bir ordegi bir bebege vermek oluyor degil mi? Defalarca. Olsun. Ben eminim, sirf anne olmamaya cok calisiyorsun, kendini kaybetmemeye cok ugrasiyorsun, basaracaksin. Ordek seni yordu diye dusunmeyi, yazmayi, cizmeyi sakin es gecme. Kaybolursun.

Ne ordegi- mi dedi birisi ?

Miss BonBon in American Apparel

Life, Miss BonBon

1 mayis icimde bahar

May 1st, 2012

Sanirim bugun hayatimin en guzel gunlerinden birini yasadim. Guzel gunleri uzun uzun anlatmak zor, bir kac kare buraya hatira kalsin, o bana yeter.

1 Mayis, karanlik kis gunlerinden sonra Paris’te tekrar gunesin actigi, benim de yuzumde guller actigi gun oldu. Minik ailem gune guzel bir cafe’de tek kalmis croissant’i paylasarak basladi.

Sevgili Miss BonBon, buyuyup de bu sayfayi gorursen sunu dikkatle oku: Sana tesekkur ediyorum. Dogdugundan beri seni canta gibi heryere tasidim. Birlikte gitmedigimiz cafe, restoran kalmadi Paris’te, yurumedigimiz bir sokak kalmadi, sen bir kere olsun gikini cikarmadin. Hep gezmeyi cok sevdin. Pusetinde uyudun, uyandin, guldun, dil cikardin. Biberonunu evde unuttugumuz zaman bile bize kizmadin. Seninle bu sehrin keyfini cikarmayi cok seviyorum.

Daha sonra Place des Vosges ! Benim icin Paris’in en guzel parklarindan biri. Olur da birgun yolunuz duserse, yaninizda bir sise serin roze olmali.

Sonra ne mi yaptik? Dolandik durduk Paris’te. Brezilya muzigi calarken bir grup, kaldirimda dansettik. Karton kutularda makarna yedik. Sonra Jean’in anne ve babasiyla bulustuk, birer kahve de onlarla ictik. Yuruduk. Yaramaz cocuklar gibi bir pastaneden bademli kekler alip yolda kikir kikirdayarak yedik. Ne kadar lezzetliydi anlatamam.

Sanirim herseyin otesinde yapmaya calistigim sey su: Olagan gunlerden olaganustu hatiralar kaydetmek aklima. Cok mutlu hissetmek icin fevkalede olaylar beklemiyorum hayattan. Cok klise mi geliyor kulaga, olsun. Bu klise hayatimin anlami olsun. Gunler zaten zor ve uzun mu, anlar anilar bas tacim olsun.

NOT: Biraz once gordum. Gordum ve gozlerim doldu. Siz bilmiyorsunuz ama benim Miss BonBon’un yanisira bir adet daha BonBon‘um var. Kucuk Japon bebegim diye severim onu: gozleri cekik, kalbi kocaman. Yaratici. Cektigi fotograflarla isterse guzellestirir, isterse birseyi tamamen degistirir. Ona yillar once bir dilek dilemistim, oldu. Kalbi askla doldu. Her gun daha da guzellesen yuzune, cumlelerine ve cektigi karelere doyamiyorum. Ona buradan, onun dilinde tesekkur ediyorum: Japon bebegim, seni seviyorum, bisou bisous.

Love life

Erkeklere ogutler

April 30th, 2012

Aslinda tamamen baska birseyden bahsedecektim ama su an pazartesi aksami, bizde yine bir davet vardi, bes kisi guzel bir aksam yemegi yedik, cok sise sarap bitti, herkes gitti, Nina uyudu, ben bilgisayarimin basina oturdum. Oturdum cunku erkeklerle ilgili birsey cozdum illa onu buraya yazmam gerekti.

Onceden sunu belirtmeliyim ki soz konusu erkek Jean’in cok yakin arkadasi, benim daha az tanidigim ama cok sevdigim biri. Inanilmaz yakisikli degil. Orta boy, tamam bos bakmayan mavi gozler ama orta tip. Jean bana hep diyordu: “Bak onun kadinlar tarafindan sansi boldur. Etrafinda surekli her yastan kadinlar fir doner, kiz arkadasi var ama o kiminle isterse onunla olabilir”. Ben de hep “Saka yapiyorsun heralde. Tamam sevimli falan ama hic te oyle ahim sahim bir tip degil, niye kadinlar fir donsun ki etrafinda” diyordum. Nedenini bu gece anladim.

Nedeni su: Sana dogru yaklasiyor. Hem yakin ama hem de rahatsiz etmeyecek mesafede. Gozlerinin icine gozlerini dikiyor. Kisik sesle soruyor: Nasilsin? Israrci gozleri bastan savma bir cevabi kabul etmeyecek kararlilikta. Birkac cumle soyluyorsun, basini hafif yana egiyor ve seni dinliyor. Sanki o sirada dunyada baska hicbirsey yokmus gibi. Sanki o sirada hayat onun icin durmus gibi. Yavas yavas anlatmaya basliyorsun ama isin komigi anlattikca anlatmak geliyor icinden. Sanki orada saatlerce konusabilirsin. Gikini cikarmadan sanki o an orada ona hayatin sirrini veriyormussun gibi dinliyor. Nokta atisi sorular soruyor anlattigin seylere dair. Ee bilincaltin da sana soruyor ister istemez: Beni uzun zamandir kim boyle dinledi ?

Jean’a 3 saat boyunca teorimi acikliyorum herkes gittikten sonra, ana fikir: Biz kadinlar dinlenmeye muhtaciz. Kim bizi can kulagiyla dinlemeye hazirsa, biz de o dinleyene muhtaciz. Guluyor: biliyor musun ki bas agrisina aspirini cebinde, dinler tabii.

Ben de guluyorum ve gecenin bir yarisi cilgin teorilerimi aspirinsiz dinleyen Jean’a bir on puan veriyorum. Iyi geceler !

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...